Ruz-ı Hızır


Bir tas aldım elime, ne geniş ne dar, olması gereken kadar. Duamı, dileğimi, niyetimi, şükrümü kattım içine önce. Bir avuç toprak aldım usulca, beslesin dualarımı, büyütsün içinde. Rüzgarı çağırdım sonra, üfle dedim, havalansın darda kalan yerleri niyetlerimin. Bir yudum su istedim bir takkeli serçe kuşundan, can olsun şükürlerime diye. Bir kıvılcım istedim ateş böceğinden, alevlendirsin dileklerimi, ateş berraklığı getirsin diye. Bir güvercin çağırdım sonra, sol omzuma kondu. Eğdi başına tasa doğru, göklerden getirdiği Hızır ve İlyas'ın selamını üfledi. Her şey tamam oldu. Duam odur ki; görünmez bağlarımızı yüreğimde hissettiğim tüm canlara çiçek açmış vişne ağaçlarının bereketi dolsun. Her kim darda ve zorda ise, duamı üflediğim nefesle ferahlıklara kavuşsun. Her kimin adım atmak için bir cesaret kıvılcımına ihtiyacı var ise, yaktığım ateşin uçan korları ulaşsın ona, iç yerine sıvaz olsun. Kalpten kalbe giden yolda, bülbüller şarkılarıyla uçsun, tüm yolculara birer gülümseme konsun.

Şükranla sarıp sarmalanalım bu gece, yeryüzü ve gökyüzü eşlikçimiz olsun. Sevgiyle ve gülümsemeyle sarılırım kalbine. Ah.. bir de pek tabii aşk ile... Pınar Ünal pinarunalpun@gmail.com Kapak Fotoğrafı: Filiz Telek